Son Dakika :
Showing posts with label Otomotiv. Show all posts
Showing posts with label Otomotiv. Show all posts

Yeni zamlar kapıda

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın gelecek yıl ilave tedbirler olabilir, açıklamasının ardından zam sinyali 2013 programında ortaya çıktı. Motorlu taşıttan ehliyete, pasaporttan kırmızı ışıkta geçmeye yeni yıl vergilerinde yüzde 12 zammın ucu göründü.

Programda, “2013 yılında genel ekonomik koşullar göz önüne alınarak bazı maktu vergiler güncellenecek, gelir kaybına yol açacak düzenlemelerden kaçınılacaktır” ifadesi hükümetin harçlar ile motorlu taşıtlar, trafik ve para cezaları üzerinden alınan maktu vergilerde ilave artış yapacağı şeklinde yorumlandı.

SEÇİM KORKUTUYOR

Yasa gereği maktu vergiler Ekim ayını kapsayan 12 aylık Üretici Fiyat Endeksine göre belirleniyor. 12 aylık ortalamalara göre 8.65 olan ÜFE’nin, açıklanacak Ekim ayı enflasyonuyla yüzde 8 civarında çıkması bekleniyor. Ancak Bakanlar Kurulunun, bu oranı yüzde 50 artırma yetkisi bulunuyor.

Başbakan Yardımcısı Babacan ve programdaki ifadeler de dikkate alındığında “Ekonomi yönetimi elektrik, gaz ve alkollü içecek zammını yeterli görmeyip, seçim nedeniyle artması muhtemel harcamalar için ‘ilave zam’ yapılması konusunda hükümeti ikna etti” yorumlarına neden oldu.

Öyle ki Ekonomi Programında yer alan ‘2013 yılında genel ekonomik koşullar göz önüne alınarak bazı maktu vergiler güncellenecek” ifadesi, yılbaşında artacak vergilerde yüzde 8 yerine yüzde 12’lik artış olacağı sinyalini verdi.

Uzun süredir yüzde 50 artış yetkisini kullanmayan hükümet, 2012 yılında yüzde 10.2 olan yeniden değerleme oranını ehliyet, pasaport ve kimlikler üzerinden alınan harçlar için yüzde 15 olarak belirlemişti.

ARABASI OLAN YANDI

Eğer Bakanlar Kurulu, yeniden değerleme oranını yüzde 50 artırma yetkisini kullanırsa, motorlu taşıtlar başta olmak üzere trafik ve para cezaları gibi maktu vergiler yılbaşında yüzde 12 oranında ‘güncellenecek”.

Yüzde 12 zam durumunda 1-3 yaş grubunda, motor hacmi 1300 cm3’ü geçmeyen bir otomobilin vergisi 480 liradan 57 liralık artışla 537 liraya çıkacak. Oysa hükümetin yeniden değerleme oranını yüzde 8 alması durumunda vergi artışı 38 lirada kalacak ve ödenecek vergi 518 lira olacak.

Yine yüzde 12’lik güncellemeyle motoru 1300 ile 1600 cc m3 arasında olan araçların MTV’si 711 liradan 85.4 liralık artışla 796,4 liraya yükselecek.

2000- 2500 motor hacmindeki bir aracın vergisi ise 3 bin 195 liradan 3 bin 578 liraya yükselecek.

PASAPORTU HEMEN ALIN!

Yılbaşından itibaren maktu vergiye tabi olan pasaport harç ve defter bedelleri de yüzde 12 oranında artarsa; 6 aya kadar 160 lira; 1 yıla kadar 202 lira; 3 yıllık 375 lira; 3 yıldan fazla ise 500 liraya çıkacak. (Harç + defter bedeli üzerinden hesaplandı)

HIZLI GİDENİN CEZASI 357 LİRA OLACAK

Yine hükümet trafik cezalarını da yüzde 12 oranında artırırsa, radara yakalanan sürücüye verilecek ceza 319 liradan 357 liraya çıkacak. Alkollü araç kullanmanın cezası 650 liradan 728 lira; kırmızı ışıkta geçmenin cezası ise 154 liradan 172 liraya yükselecek.

Zorunlu trafik sigortası yaptırmamanın cezası ise 4 bin 919 liradan 5 bin 509 liraya çıkacak.

B sınıfı ehliyet alma harcı 96.3 liradan 107.5 liraya; silah taşıma ruhsatı 537 liradan 601.4 lira; Anayasa Mahkemesi’ne başvuru harcı 172.5 liradan 193 liraya yükselecek. (Aysek ALP/Hürriyet)

Sürücüler dikkat!

Kar lastiği bu yıldan itibaren zorunlu olacak

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, yük ve eşya taşıyan araçlarda kar lastiğinin bu yıldan itibaren zorunlu olacağını söyledi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, yol kenarı denetim istasyonları için alınan yeni araçların dağıtım töreninde yaptığı konuşmada, bugüne kadar 20 milyon aracın muayenesinin yapıldığını, bu araçların 3'te birinin, yaklaşık 8,5 milyonunun ilk muayeneden geçemediğini bildirdi.

"Ölümlü kazalar yüzde 41 azaldı"
Yıldırım, 2003 yılından bugüne ölümlü kazaların yüzde 41 azaldığını kaydetti. Hedeflerinin sıfır ölümlü kaza olduğunu ifade eden Bakan Yıldırım, bunu tek başlarına başaramayacaklarını sürücü ve vatandaşların da üzerlerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

Kardan çok TIR'la mücadele ettik
Bakan Yıldırım, geçen yıl çok çetin bir kış geçirildiğini, karayolları ekiplerinin karla mücadelede çok fedakarca çalışmalar yaptıklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Ama biz karla mücadeleden ziyade tırla mücadele ettik. Yani tedbirsiz yola çıkan araçların yolu bloke etmesi, kapatması ve diğerlerinin mağdur olmasını bizatihi yolları denetleyerek gördük. Bu sene işi şansa bırakmıyoruz. Özellikle yük, eşya taşıyan araçlardan başlamak üzere bu sene kar lastiğini mecbur hale getireceğiz. Bu konuda bir genelge yayınlayacağız. Bunun tedbirini vatandaşların da almasını istiyoruz."

Kar lastiği fiyatları marka ve ölçülerine göre değişiyor. Fiyatlar 800-1000 TL arasında. (haberturk)

Otomotiv sektörü karıştı

Eğer Volkswagen Türkiye’de yatırıma ikna olursa, model olarak Passat’ı üretim için seçerse ve içine koyacağı motorla birlikte yurtdışında ürettiğinden yüzde 40’ı ucuza mal ederse büyük teşvikten yararlanabilecek.

Eğer Volkswagen Türkiye’de yatırıma ikna olursa, model olarak Passat’ı üretim için seçerse ve içine koyacağı motorla birlikte yurtdışında ürettiğinden yüzde 40’ı ucuza mal ederse büyük teşvikten yararlanabilecek.

Aynı şekilde BMW de Türkiye’de motoruyla birlikte 3 veya 5 Serisi üretirse büyük destek alabilecek. Hükümetin yeni teşvik paketiyle amacı mevcut yatırımlar yerine katma değer yaratacak yeni marka ve modelleri Türkiye’ye çekmek. Mevcut yatırımların tepkisini çeken bu strateji biraz zor gözüküyor ama bekleyip göreceğiz.

HAZİRAN ayında Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe giren ‘yeni teşvik paketi’ 3 ay sonra otomotiv sektörünü karıştırdı. ‘Niye 3 ay sonra’ diye sorabilirsiniz. Sebebi açık, tüm firmalar danışmanlarıyla birlikte yasanın tüm maddelerini tek tek inceleyip, tabiri caizse ‘hatmetti’. Elde ettikleri sonuçları da basınla paylaşmaya başlayınca, iş patladı.

Pazartesi günü ‘Teşvik şoku’ başlığıyla yazdığım analiz yazı sonrası, sektörde ve hükümette iki farklı cephe oluştu. Birinci cephe hiçbir otomotiv sektörünün büyük teşviklerden yararlanamadığını öne sürerken, hükümet ve bazı otomotiv şirketleri ise bu teşviğin mevcut yatırımlar dışında yeni ve katma değeri yüksek yatırımları çekmek için düzenlendiği yorumlarını yaptı.

Niye bu kadar çok tartışıldı

Peki bu teşvikler niye bu kadar çok tartışılıyor, firmalara ne imkanlar sunuyor. Yeni teşvik paketinde eğer ‘Stratejik yatırımlar’ kapsamına girilirse devletten çok büyük destek alma imkanı bulunuyor. Örneğin 1 milyar dolarlık yatırım yapacaksınız, kaba bir ifadeyle neredeyse yarıya yakınını teşvik olarak geri alma şansı var. Yani vergi indirimi, arsa tahsisi, sigorta indirimi, KDV istisnası gibi bir çok büyük destek var ve bu destekler için bölge gözetilmiyor. Bunun için de otomotiv firmaları için bu teşvik paketi çok büyük önem yaşıyor.

Kimler yararlanamıyor

Ama ‘Stratejik yatırımlar’ kapmasına giren bu teşvikten yararlanmak için hükümetin çok önemli talepleri var. Öncelikli olarak Türkiye’de yatırım yapacağınız modelin yer aldığı sınıftaki toplam araç üretiminin ithalattan az olması gerekiyor.

Peki bu ne demek?

Bugün Türkiye’de ağırlıklı olarak küçük, orta ve hafif ticari araç sınıfında üretim yapılıyor. Eğer siz bu sınıflardan birinde yer alan bir model üretecekseniz otomatik olarak bu teşvikten yararlanamıyorsunuz. Yani Oyak Renault, 200 milyon Euro’luk yatırımla Clio 4’ü Türkiye’de üretmeye başladı. Bu model küçük sınıfta yer alıyor. Türkiye’de küçük sınıfta üretilen toplam araç sayı ithal edilenden fazla olduğu için Oyak Renault bu teşvikten yararlanamıyor. Motorunu üretse bile...

Bir başka örnek ise Ford Otosan’da. Bu şirket 205 milyon Euro’ya yeni bir fabrika kurarak, ilk kez küçük hafif ticari araç sınıfından bir model üretecek. Ancak Türkiye’de bu sınıfta üretim ithalattan fazla olduğu için ‘Stratejik yatırımlar’ kapsamına giremiyor. Aynı şekilde Toyota da yıl sonunda Türkiye’de üreteceği Corolla için C sınıfından üretim fazla olduğu için büyük teşvik alamıyor.

Minumum yüzde 40 katma değer

‘Stratejik Yatırımlar’ kapsamında talepler sadece bununla da sınırlı değil. Oldu da siz yukarıda bahsettiğim sınıfların dışında Türkiye’de bir model üretmeye kalktınız. Bu sizi ilk etapta ‘Stratejik Yatırımlar’ kapsamına sokuyor gibi gözükse de, ‘Bu modelde katma değerin en az yüzde 40 olması’ şartı bir anda sizi kapsam dışına itebiliyor. Bunun en güzel örneği de Hyundai Assan’da yaşanıyor.

Hyundai Assan, önümüzdeki yıl A, yani minik sınıfta yeni i10 yatırımı yapacak. Bu sınıftaki ithalat üretimden fazla olduğu için otomatik olarak ‘Stratejik yatırımlar’ kapsamına giriyor. Ama minumum yüzde 40’lık katma değer yaratamayacağı için bu teşvikten yararlanamıyor. Bu noktada Hyundai Assan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, “Bu aracın motorunu da Türkiye’de üretirsek bu kapsama gireriz’ açıklamasını yapıyor.

Kaynağı herkese vermeyecekler

Sonuçta hükümet sözcüleri, otomotiv sektörüyle uzun müzakereler sonucunda bu teşvik paketinin hazırlandığını ve özellikle yüzde 40’lık katma değer sınırının da sektör temsilcileri tarafından hesaplandığını ve yasaya girdiğini belirtiyor. Buradaki amaç devletin kaynağını mevcut yatırımlar yerine yeni yatırım çekmek için kullanmakta yatıyor. Zaten Türkiye’deki firmaların belli bir kapasiteye ulaştığını ve yatırımlarını devam ettirdiğini ortaya koyarak, esas olanın katma değeri yüksek yeni ürünleri ve markaları Türkiye’ye çekmek olduğuna inanıyor. Buna katılırsınız katılmazsınız bu sizin değerlendirmeniz ama ortada büyük kaynağı her isteyene vermemek gibi bir kıstas var.

Sonuçta bugün eğer Volkswagen Türkiye’de yatırıma ikna olursa, model olarak Passat’ı üretim için seçerse ve içine koyacağı motorla birlikte Almanya’da yaptığından yüzde 40’ı ucuza mal ederse, bahsettiğimiz büyük teşvikten yararlanacak. Aynı şekilde BMW de Türkiye’de motoruyla birlikte 3 veya 5 Serisi üretirse büyük destek alabilecek. Mevcut yatırımların tepkisini çeken bu strateji biraz zor gözüküyor ama bekleyip göreceğiz. (Hürriyet)

Lüks aracı olanlar bu habere dikkat!

İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün 2 yıl önce başlattığı çalışmayla bazı firmaların lüks araçları değerinin çok altında gösterilerek Türkiye’ye getirdiği belirlendi.

*Lüks araçların yüzde 110’a ulaşan tescil ve gümrük vergilerinin düşük ödenmesi neticesinde, devletin milyonlarca dolar zarara uğratıldığı belirtildi

*Narkotik polisinin 2 yıl önce el koyduğu çivi atma, duman püskürtme, ve elektro şok verme özellikleriyle donatılan bir Hummer cipten yola çıkılarak başlatılan çalışmada 300 aracın inceleneceği belirtildi.

*Usulsüz ithal edilen araçların sahipleri arasında ünlü isimlerin de olduğu öğrenildi.

İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, 2010 yılında yaptığı operasyonda bir uyuşturucu şebekesine ait Hummer marka cipe el koydu. Özel aparatlarla, çivi atma, duman püskürtme, elektro şok verme özellikleri eklenen otomobilin uyuşturucu parasından elde edildiği gerekçesiyle Mali Şube ekipleri aracı incelemeye aldı. Yapılan çalışmada aracın, imal edildiği ABD’deki fabrika satış fiyatının çok altında bir fiyatla Türkiye’ye getirildiği belirlendi. Konuyla ilgili araştırma yapan polis hemen ABD’li yetkililerle irtibata geçti. Yanıt olumlu olunca Türkiye’den bir ekip ABD’ye gönderildi. İki ülkenin polisi ellerindeki verileri karşılaştırarak inceleme yaptı. Yapılan ortak çalışmada bir çok lüks aracın usulsüz yollarla Türkiye’ye girdiği belirlendi.

YÖNTEMLERİ DE BELİRLENDİ
Yapılan incelemede lüks araçları yurda usulsüz olarak sokan firma ve şahısların, izlediği yöntem de belirlendi. Buna göre ABD’de fabrika çıkışı 160 bin Dolar olan bir araç, ithalatçı firma tarafından, Türkiye Gümrüğü’ne 73 bin Dolar olarak beyan edildi. Daha sonra aracın trafik tescili yaptırılırken, araç fiyatının 65 bin Dolar olduğu belirtildi. Bu işlemler neticesinde gümrük vergisi ve lüks tüketim vergisi olarak yaklaşık 72 bin Dolar vergi ödendi. Ancak araç gerçek fiyatından Türkiye’ye sokulmuş olsaydı devletin kasasına gerecek olan vergi 176 bin Dolar olacaktı.

POLİS ARAÇLARI İNCELEMEYE BAŞLADI, 300 ARAÇ İNCELENECEK
İnceleme sonunda şüpheli işlem yaptığı belirlenen 50 firma belirledi. Bu firmalara ait ve firmanın sattığı yaklaşık 300 aracın inceleneceği belirtildi. Araç sahiplerine ve firmalara, araçlarını emniyete getirmeleri için tebligat gönderildi.

EMNİYETE GETİRİLEN ARAÇLAR İNCELENMEYE BAŞLANDI
Polisin çağrısı neticesinde bazı lüks araç sahipleri, araçlarını emniyete getirmeye başladı. Aralarında fiyatı 500 Bin liraya kadar ulaşan araçların da bulunduğu otomobil ve cipler emniyet müdürlüğü bahçesinde incelendi. Motor ve şasi numaraları alınan araçların, detaylı incelenmesinin ardından, ithalatında usulsüzlük yapıldığı belirlenen araçlara el konulacak.

GÜMRÜK VE VERGİ MÜFETTİŞLERİ DE ÇALIŞMAYA KATILDI
Öte yandan, savcılık tarafından talimat verilen, gümrük ve vergi müfettişleri de konuyla ilgili inceleme başlattı. Gümrük ve vergi müfettişleri geçmişe dönük olarak da çalışma yapacak.

EL KONULACAK ARAÇ SAYISI ARTACAK
Emniyetin yaptığı çalışmanın genişlemesiyle, gümrük ve vergi müfettişlerinin çalışmaya dahil edilmesi sayesinde, usulsüz yolla yurda sokulan başka araçların da tespit edileceği belirtildi. Bu tespitlerin ardından çok daha fazla lüks araca el konulacağı iddia edildi.

ÜNLÜ İSİMLER DE VAR İDDİASI
Devletin bu yolla milyonlarca dolar vergi zararına uğratıldığı belirtilirken, polisin inceleyeceği araçlar arasında, bazı ünlü isimlerin lüks araçlarının da bulunduğu belirtildi. Bu araçlardaki usulsüzlük kesinleşirse araçlara el konulacak. (DHA)

İkinci el otoda 37 yılın en durgun yazı!

Bahar aylarında az da olsa hareketlenen ikinci el otomobil satışları, yaza girerken bıçak gibi kesildi.

İkinci el oto galericileri, kayıt dışı ve internet üzerinden satışlar ile bayilerin kullanılmış otomobil satışına ağırlık vermesinden yakınıyor.

Bursa Oto Galeri Sitesi (Otokoop) Başkanı Rasim Hazar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bahar aylarında biraz kıpırdanan satışların, kendilerini umutlandırdığını, ancak sıcakların bastırdığı yaz aylarına girerken sürecin tersine döndüğünü söyledi.

Hazar, zaten az olan satışların tamamen durma noktasına geldiğini vurgulayarak, kayıt dışı ve internet üzerinden satışlar ile bayilerin yaptıkları kullanılmış otomobil satışlarının, ikinci el oto galericilerinin alanını daha da daralttığını savundu.

Piyasadaki durgunluğun inanılmaz boyutlarda olduğunu ifade eden Hazar, ''37 yıldır bu işi yapıyorum, ben bu yıla kadar böyle bir durgunluk görmedim. Galerici arkadaşlarım, 'Başkan bizim işler çok kötü, acaba herkes böyle mi? diye soruyor. Bu şikayetleri son günlerde çok alıyorum. Eskiden, 'Bu adam galerici mi? O zaman, zengindir'' imajı vardı. Bunlar geçti, eskide kaldı'' diye konuştu.

Hazar, Bursa Oto-Koop'ta şu an itibariyle kapalı dükkan bulunmadığını belirterek, ''Kapalı dükkan yok, ama iş de yok, iş sıfır son günlerde'' görüşünü dile getirdi.

Bursa Otokoop'ta bazı marka ve modellerin fiyatları ise şöyle:

Marka Model Fiyat/TL

-------------------------------- ------- ----------

Opel Asta 1.3 Dizel: 2006 27.000-28.000
Opel Asra 1.3 Dizel: 2008 30.000-31.000
Fiat Doblo 1.3 Multijet: 2005 16.000-17.000
Fiat Doblo 1.3 Multijet: 2008 20.000-21.000
Ford Focus 1.6 GIA Benzinli: 2000 16.000-17.000
Ford Focus 1.6 GIA Benzinli: 2005 21.000-22.000
Renault Megan II Dinamik 1.5 Dizel: 2006 23.000-24.000
Renault Megan II Otantik Benzinli: 2007 24.000-25.000
Hyundai Getz 1.4 Benzinli: 2004 14.000-15.000
Hyundai Getz 1.4 Benzinli: 2006 16.500-17.000
Hyundai Accent Era Benzinli 1.6: 2008 17.500-18.000 (AA)

Otomobiliniz yaza hazır mı?

Kış aylarından çıkan otomobilinize yapacağınız bakım ile yaz aylarında sorunsuz sürüş yaşarsınız.

Bu yıl kış mevsimi önceki yıllara göre çok sert geçti. Otomobillerini kış şartlarına hazırlamış olan sürücüler, zorlu kış koşullarını da kolaylıkla atlatmışlardır. Yaz mevsiminin etkisini yavaş yavaş gösterdiği şu günlerde ise, yetkili servis önlerindeki araç trafiği yine hareketlendi. Yazın mutlu ve huzurlu tatil yolculuğu yapmak isteyen herkes teknik servislerin yolunu tutuyor. Sahibinden ikinci el oto bulmak veya satmak isteyenlerin buluştuğu online otomobil ilan sitesi Tasit.com’ un sosyal medyasında yapılan anket sonuçları da bu yoğunluğu doğrular nitelikte. Tasit.com’un anketine katılanların %76’sı otomobillerinin yazlık bakımlarını yaptırdıklarını ifade etmişler. Peki ya sizin otomobiliniz yaza hazır mı ? Yaz aylarında özellikle seyahat ederken birçok sebepten ötürü arızalanıp yolda kalan araçlara sıkça rastlanır. Seyahat ederken bu gibi kötü durumlarla karşılaşmamak için, otomobilinizde özellikle kontrol ettirmeniz gereken ekipmanlar bulunuyor.

Otomobilinizi yaza nasıl hazırlamalısınız?
Periyodik Bakım Önemli!

Periyodik bakım, otomobilinizin olmazsa olmazları arasındadır. Bu bakım kapsamında mutlaka otomobilinizin ateşleme sistemi, motor yağı, hava filtresi, polen filtresi ve yakıt filtresi kontrolü yapılmalı.

Gerek görüldüğü takdirde bu parçalar yenileri ile değiştirilmeli.

Lastik ve Lastik Basıncı Kontrolü ile Yere Sağlam Basın

Kış lastikleri, yaz lastikleri ile değiştirilmeli. Eğer yaz aylarında da kış lastiklerinizi kullanırsanız, kış lastiğinin hamur özelliğinden dolayı sürtünme katsayısı artan aracınız daha fazla yakıt tüketir. Takılan yaz lastiğinin basınç ayarı da ideal seviyede tutulmalı.

Silecek Sistemi
Bu sistemde yer alan tüm parçalar ayrı ayrı kontrol edilmeli. Kış ayları boyunca yıpranan silecekler, görevlerini tam anlamı ile yerine getiremeyeceklerdir. Bu şekilde kullanılmaya devam eden silecek lastikleri, otomobilinizin camına zarar verebilir. Bu sonuçlarla karşılaşmamak için, yaz yaklaşırken yıpranmış silecek lastikleri yenileri ile değiştirilmelidir. Bunlara ek olarak sistemde bulunan silecek suyu eksik ise tamamlanmalıdır.

Serin Seyahatler İçin Klima Sistemi Önemli
Artan hava sıcaklığından dolayı klima kullanımı git gide artış göstermektedir. Zorlu kış şartlarından sonra, klima sisteminin bazı parçaları kontrol edilmeli. Klima gazı eksikse yetkili servislerde tamamlattırılmalı. Bunlara ek olarak polen filtresi gerekli görülürse değiştirilmeli.

Sorunsuz Enerji İçin, Akü Kontrolü
Aracınızı ilk çalıştırırken ki enerjiyi sağlayan akü de yaz bakımında yetkili servisler tarafından kontrol edilmesi gerekenler listesindedir. İçerisinde yer alan sıvı seviyeleri kontrol edilmeli ve eğer akü ömrünü tamamlamış ise yenisi ile değiştirilmelidir.
Soğutma Sistemi

Yaz aylarında önemi artan diğer bir konu da soğutma sistemidir. Bu sistemde yer alan bağlantı noktaları kontrol edilmeli. Deforme olmuş hortum ve bağlantıları değiştirilmeli. Soğutma sisteminde yer alan su seviyesi eksik ise tamamlanmalıdır.

Altı adımdan oluşan bu liste, yazın sevdiklerinizle birlikte güvenle yolculuk yapmanızı sağlayacaktır. Sorunsuz ve güvenli yolculuklar için, aracınızın bakımını mutlaka yetkili serviste yaptırmanız gerekir. Ayrıca aracınızda değişen parçalar markanıza ait orijinal yedek parça olmalıdır. Aksi takdirde takılan parça görevini yerine getirmeyecektir. (İHA)

Oto üretimi yüzde 10 düştü

İç pazardaki daralma ve Avrupa’daki kriz etkiledi, oto üretimi yüzde 10 düştü.

2011 yılını rekorla tamamlayan Türkiye otomotiv sektörü, 2012’nin ilk 4 ayında iç pazar ve ihracatın ardından üretimde de önemli daralma yaşadı.

2012 yılı Ocak-Nisan döneminde toplam pazar 2011 yılı aynı dönemine göre yüzde 24 oranında azalarak 209 bin adede gerilerken, ihracat ise yüzde 8’lik düşüşle 262 bin adet olarak gerçekleşti. Avrupa’da yaşanan krizi bağlı olarak ihracattaki kayıp ve iç pazardaki daralma aynı dönemde toplam üretimin ise yüzde 10 düşerek 370 bin adede gerilemesine yol açtı.

Nisanda yüzde 15 düştü
Otomotiv Sanayi Derneği’nin (OSD) verilerine göre 2012 yılı Ocak-Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam üretim yüzde 10, otomobil üretimi ise yüzde 16 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam üretim 370 bin adete, otomobil üretimi ise 186 bin adete geriledi. Ocak-Nisan döneminde üretim minibüste yüzde 41, midibüste yüzde 3 otobüste yüzde 2 oranında arttı, küçük kamyonda yüzde 20, büyük kamyonda yüzde 18, kamyonette yüzde 2 oranında azaldı. Bu dönemde, traktör üretimi ise yüzde 23 oranında artarak 17 bin adet oldu. Nisan ayında ise toplam üretim yüzde 15 azalarak 104 bin 10 adede, otomobil üretimi ise yüzde 18 azalarak 44 bin 384 adede geriledi.

İhracatta kayıp sürüyor
2012 yılı ocak-nisan döneminde bir önceki yıla göre, toplam otomotiv sanayi ihracatı ise Avrupa’da krizi bağlı olarak yüzde 8, otomobil ihracatı ise yüzde 9 oranında azaldı. Bu dönemde toplam ihracat 262 bin adet, otomobil ihracatı ise 148 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, ticari araç ihracatı ise yüzde 5 düşüşle ile 113 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Traktör ihracatı ise yüzde 178 artış gösterdi ve 5 bin 163 adet düzeyine yükseldi. Nisan ayı ihracatına bakıldığında ise toplam ihracat yüzde 8 gerilemeyle 261 bin 991 adede, otomobil ihracatı ise yüzde 9 düşüşle 148 bin 270 adede indi.

Yavaşlama talebi daralttı
2012 yılının ilk 4 ayında ağır vasıta dahil toplam pazar ise 2011 yılı aynı dönemine göre yüzde 24 oranında azalarak 209 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Aynı dönemde otomobil pazarındaki düşüş yüzde 19 düzeyinde gerçekleşti ve pazar 143 bin adede geriledi. OSD’den yapılan açıklamada, ekonomiyi yavaşlatmayı öngören politikaların pazarda talebin beklenen daralmasına yol açmaya devam ettiği belirtildi. Açıklama şu görüşlere yer verildi: “Geçen yıl ile kıyaslandığında, hafif ticari araçlardaki ÖTV artışı nedeni ile satışlardaki düşüş 2012 yılı nisan ayında da sürdü. Ticari araçlar ve özellikle ÖTV artışına maruz kalan hafif ticari araçlarda, 2011 yılı son aylarında başlayan talep azalmasının giderek büyüyen boyutu, 2012 yılı ilk 4 aylık dönemde de ihracattaki daralma ile birlikte üretimi olumsuz etkiledi.”

Kamyon pazarı yüzde 31 geriledi
BU yılın ocak-nisan döneminde ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre hafif ticari araç pazarındaki düşüş yüzde 33’ü bulurken, pazar 56 bin adet düzeyine geriledi. Aynı dönemde kamyon pazarı yüzde 31 gerilemeyle 9 bin 651 adet düzeyine, otobüs pazarı ise yüzde 31 oranında azalarak 549 adede indi. 2012 yılı Ocak-Nisan döneminde bir önceki yıla göre ağır ticari araç pazarı yüzde 29 oranında daraldı ve 11 bin 143 adet düzeyinde gerçekleşti. Ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yerli otomobil satışları yüzde 18, ithal otomobil satışları ise yüzde 19 oranında azaldı. (dha)

Ticariyi binek gibi kullanana takip

Başbakan Yardımcısı Babacan, bazı alanlarda vergi indirimi yapılacağını açıkladı. Bugün bir değişiklik olmadığını belirten Babacan, “Önümüzdeki birkaç sene içinde bu düzenlemeler yapılacak” dedi. Babacan, hafif ticari araçların binek otomobil gibi kullanılmasını incelediklerini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (İFF) düzenlediği ''İstanbul'u Önemli Bir Finans Merkezi'ne Dönüştürmek'' konulu konferansta konuştu.

Babacan, Türkiye'nin çok önemli bir siyasi sürece girdiğini belirterek, "Türkiye'de demokrasinin gücü, halkın iradesine bağlı. Bu da uzun vadeli istikrarı vurguluyor. Türkiye'nin, hükümetin siyasi iradesi ne zaman nerede neyin gerekli olduğuna göre yönlendiriliyor. Temel hakların uygulanması, hukukun üstünlüğü çok önemli.''

Ali Babacan, Mecliste bir takım reformlar bulunduğunu belirterek, ''Yeni emeklilik planı söz konusu. Hükümetin ortak ödeme sistemi devreye girecek. Sermaye piyasaları için yeni reform var. Birkaç hafta içinde bununla ilgili yeni bir tasarı Meclis'e gönderilecek'' dedi.

Babacan, Türkiye'de bütçe açıkları ve kamu borçlarının düşük olduğunu belirterek, ''Dolayısıyla vergilerin Türkiye'de düşük seviyede kalmasını bekliyoruz. Hatta seçilen bazı alanlarda, sektörlerde bütçemiz e lverdikçe vergi oranlarını aşağı çekmeye çalışacağız. Bazı alanları öncelikli olarak belirledik. Önümüzdeki birkaç sene içinde bu düzenlemeler yapılacak'' diye konuştu.

VERGİDE BUGÜN İÇİN YENİ BİR ŞEY YOK
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Babacan, vergi konusunda bugün için kesinlikle yeni bir değerlendirmenin söz konusu olmadığını, mevcut vergi oranlarının aynen devam ettiğini, ilerideki değerlendirmelerde farklı gelişmeler olduğunda açıklayacaklarını kaydetti. Babacan, akaryakıt vergileriyle ilgili bir değişikliğin gündemde olmadığını söyledi.

S&P 2-3 YIL GERİDEN GELİYOR
Kredi derecelendirme kuruluşu S&P'nin görünümü düşürmesini değerlendiren Babacan, "Kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği karara gereğinden fazla ağırlık vermemiz bir fayda getirmez. Kredi derecelendirme kuruluşları arkadan geliyor. Eskiden önden giderlerdi. Görünümün düşürülmesinin piyasalardaki etkisi de sıfır. Yeni bir şey söylemiyor. Kredi kuruluşları artık 2-3 yıl geriden gelmeye başladı.

HAFİF TİCARİ, BİNEK GİBİ KULLANILIYOR
Hafif ticari araçların binek otomobil gibi kullanıldığını belirten Babacan, "Bunu inceliyoruz, sektörün tümüne bakıp gerekirse vergide adım atarız. Verilmiş bir karar yok" dedi. (ntvmsnbc)

Yüzde yüz yerli otobüste isim fiyaskosu

Başbakan Erdoğan ve bakanlar yerli otomobil ve uçak üretimi konusundaki hassassiyetlerini her fırsatta dile getiriyor. Yüzde 100 yerli otobüs yapan bir 'babayiğit' çıktı ancak o da isim konusunda bir skandala imza attı...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz aylarda yaptığı bir açıklamada "yerli araba yapacak babayiğitler arıyoruz!" demişti. O babayiğit yüzde yüz yerli İlk Türk otobüsü ile ortaya çıktı. Ancak "Babayiğitlik" yaparken bir şeyi unuttu! Yüzde yüz yerli otobüse Türkçe bir isim vermeyi... Busworld Turkey 2012 Fuarı'nda piyasaya sunulan otobüsün ismi İngilizce; "CENTRAVEL"... Türkçe manası Kent Seyahat!..

Hatırlanacağı gibi Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan'a ait Trump Towers Mall'ın açılışında Türkçe fırçası atmıştı. Erdoğan,“Towers gibi Mall gibi kelime ve kavramların tamamının Türkçe’de aslında çok güzel karşılıkları var. Türkçe dünya üzerinde 100 milyonlarca insan tarafından konuşuluyor. Türkiye Türkçesi hele hele özellikle de İstanbul Türkçesi de Türkiye’nin artan gücüne, büyüyen ekonomisine, artan dış ticaretine paralel olarak artık uluslararası bir boyut kazanıyor” demişti.

TCV BİR TÜRKÇE AD BULAMADI MI?
Türkiye'nin yüzde yüz ilk Türk malı otobüsünü ürettiği iddiası ile ortaya çıkan TCV şirketi sanırız son uyarıyı kaçırmış. Çünkü Türk mühendislerin emeği olan yerli malı ilk otobüsümüze İngilizce bir ismi layık görmüş. Haliyle de ortaya traji-komik bir tablo çıkmış.

FRENLER ALMANYA'DAN
Busworld Turkey 2012 Fuarı'nda görücüye çıkan İngilizce isimli ilk Türk malı otobüsümüzün frenleri Alman firmasından... Aynı şekilde süspansiyon sistemi de Wabco Almanya'dan temin edilmiş. TÜV SGS ile homologasyon onayları alınan ve bir milyon km testini de başarıyla tamamlayan Centravel, ilk kez Busworld 2012 Fuarı'nda görücüye çıktı. Fuarda beklentilerinin üzerinde bir ilgi gördüklerini açıklayan TCV Genel Müdürü Timuçin Bayraktar, Avrupa standartlarında tasarım ve kalite ile toplu taşımadaki iddialarını ortaya koyduklarını belirterek ürün yelpazesi ile yurtiçi ve yurtdışı pazarlardaki ihalelerin güçlü bir adayı olmaya hazırlandıklarını açıkladı.

OTOBÜSÜN ÖZELLİKLERİ
Bayraktar, Centravel'in 10.7 metre uzunluğunda şehir içi süper alçak tabanlı olduğuna dikkat çekerek özelliklerini şöyle sıraladı: *12 metre taşıma kapasitesi ve konforu ile 9,5 metrenin manevra kabiliyetini ve atikliğini birleştiren konsepti var.

*Optimize edilmiş gövde ve şasi tasarımıyla hafif ve dayanıklı bir araç. Motor ve şanzıman seçeneklerinde esneklik, sürücü ve yolcu konforuna ve güvenliğe yönelik hem İtalyan CUNA, hem Alman VDV, StVZO görüş ve sürücü ve yolcu bölgesi standartlarına uygun sürücü ve yolcu kabini, Euro 5 normunda motorlar bulunmakta. *Düşük yakıt sarfiyatı sağlayan aktarma organı ve motor kombinasyonları, 10.7 metre araç olmasına karşılık 3 kapı ile hızlı yolcu indirme bindirme özelliğine sahip. Engelli yolculara yönelik rampa kısa zamanda farklı uzunluk ve tiplerde araçlar türetilebilen modüler tasarımı bulunmakta. (Kaynak: İnternethaber)

Çinliler otoları çiftleştirdi

Çinli Chery geliştirdiği ‘New Energy Concept Car’ isimli modeliyle gelecekte otomobillerin birbiriyle çiftleşeceğini gözler önüne serdi. ‘Bulut’ teknolojisi gibi çalışan bir sistemle, araçlar aynı bölgede ise birbirini görebiliyor, bilgisayar aynı güzergaha gittiğini anlarsa, otomatik olarak birbirlerine bağlanıyorlar.

ÇİN’de önceki gün uluslararası basın için kapılarını açan ve bugünden itibaren 2 Mayıs’a kadar otomobilseverler tarafından takip edilecek Uluslararası Pekin Otomobil Fuarı’nda gelecek hakkında ipuçları veren birbirinden ilginç konseptler büyük ilgi çekti. Daha çok Tokyo fuarında alışık olduğumuz bu teknolojik araçların bugün dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’de de sergilenmesi dünya otomotiv devlerinin bu pazara bakışını da çok net ortaya koydu. Özellikle teknolojik yenilikleriyle öne çıkan Japon markaların Çin pazarına özel geliştirdikleri konseptler dikkat çekerken, Chery, BYD gibi Çinli markalarda hızlı gelişimlerini Pekin’de gözler önüne serdi.

Chery’den ilginç konsept
Çinli Chery, Pekin fuarında iki farklı konsept araç sergiledi. TX SUV isimli konsepti yeni nesil 4 çeker modeli hakkında ipuçları verirken, ‘New Energy Concept Car’ isimli modeli ise fuarın en ilgi çeken konseptlerinden biri oldu. Sadece bir otomobil olmayan, yeni çözümler sunan araç birbirine geçerek ilginç bir görüntüde oluşturuyor. İlk etapta bir yumurtayı andıran araç, harekete geçtiğinde ön tekerlekleri sihirli bir şekilde ortaya çıkıyor. Araç seyir halindeyken ise benzer başka bir araçla adeta bir tren gibi iç içe geçiyor.

Bulut teknolojisi gibi
Chery yaptığı açıklamada bu sistemin aynı bilgisayardaki bulut teknolojisi gibi çalıştığını belirterek, “Araçlar aynı bölgede ise birbirini görebiliyor. Eğer bilgisiyar araçların aynı güzergaha gittiğini anlarsa, otomatik olarak birbirlerine bağlanıyorlar” yorumunu yapıyor. Bu akıllıca fikir kuşkusuz ilk kez Chery tarafından ortaya atılmadı. Daha önce bu konuda bir çok tasarım yapıldı. Ama Chery’nin bunu konsept olarak göstermesi ilgi çekti. Şimdi gözler bu tip bir sistemin hayata geçip geçmeyeceği yönünde. Ama şu bir gerçek fuarda birbirine geçen bu araçlar ilgi çeken bir görüntü oluşturdu.

Victoria Beckham imzalı Evoque
RANGE Rover çok beğenilen Evoque modelinin Victoria Beckham destekli yeni versiyonunu Pekin’de tanıttı. Kadınların çoğu için stil ikonu Victoria Beckham’la beraber yaratılan Evoque kendisini mat gri rengi üzerine parlak siyah parçalar ve 20 inçlik jantlarla farklılaştırmış. Kabine gelince Victoria Beckham’dan beklenen lüks dokunuşu kendini belli ediyor, deri ve süet kaplı koltukla, konsolda alüminyum/piyano siyahi ekler ise aracı tamamlamış. Buna ek olarak araçla birlikte Victria Beckham imzalı 4 parçalık bavul seti ve kullanım kılavuzu da veriliyor. Sadece 200 adet üretilecek Victoria Beckham destekli Evoque Special Edition İngiltere’de 79 bin 995 pound’dan satışa sunulacak. Yani normal değerinin yaklaşık 3 katı.

Çin, 8 yılda 40 milyon
18 milyon aracın satıldığı dünyanın en büyük pazarı Çin’e ilişkin tahminler otomotiv devlerinin bu pazara ilgisini de net olarak ortaya koyuyor. Otomotiv uzmanları, en muhafazakar tahminle 2020 yılında Çin’de satışların 30 milyon adede çıkacağını belirtirken, iyimser öngörüler ise Çin pazarının 8 yıl sonra 40 milyon adede ulaşacağını gösteriyor. Çin’de önümüzdeki dönemde elektrikli ve hibrid yani çevreci araçların popüler olacağı ifade edilirken, Çin’de bu tip araçlar için 14 milyar dolar kaynak ayrılacağı ve 2020’de yollarda gezecek çevreci araç sayısının 5 milyon adedi bulacağı tahmin ediliyor.

Çin’in Prius’u
JAPON Toyota, Pekin fuarında, ‘Dear Qin’ ile ‘Yundong Shuangqing’ isimli konsept modellerini tanıttı. Hatchback ve sedan olmak üzere iki farklı kasa tipiyle sergilenen ‘Dear Qin’ konseptinin 2013 yılında pazara sunulması bekleniyor. Toyota’nın sadece Çin pazarı için geliştirdiği ve Çin’de üreteceği ‘Yundong Shuangqing’ konsepti ise dünyada yoğun talep gören Prius gibi hibrit bir araç.

Minibüsün Maybach’ı
MERCEDES, Viano’nun ‘Vision Diamond’ isimli lüks konseptini sergiledi. Minibüslerin ‘Maybach’ı olarak adlandırılan aracın içi en lüks malzemeler, masaj yapan koltuklar, 40 inç televizyon, Bang&Olufsen müzik sistemine sahip.

2013’te yola çıkacaklar
HONDA, fuarda iki farklı konsept modeli tanıttı. ‘Concept C’ ve Concept S olarak adlandırılan hibrit araçların en önemli özelliği 2013 yılında Çin’de piyasaya sunulacak olması. Bu kadar kısa sürede hayata geçirilecek araçlarla Honda, hızını ortaya koyacak.araç satışına ulaşabilir

Ejderha modeller
BU yıl ‘Ejderha Yılı’nı kutlayan Çin’de, bunun etkileri fuarda kendini gösterdi. Chrysler’den Aston Martin’e kadar bir çok firma, ‘Ejdarha Yılı’na özel araçlar geliştirdi. Scania’da Pekin fuarında ejdarha yılını sembolize eden özel otobüsünü tanıttı. (Hürriyet)

40 bin lüks otoya vergi kıskacı

Lüks otomobil satışlarında son dört yılda KDV ve ÖTV yönünden kayıp tespit eden Maliye geniş çaplı tarama başlattı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2007 yılının ocak ayından, Kasım 2011’e kadarki dönemde gerçekleştirilen lüks oto satışlarındaki vergi kaçağını takibe aldıklarını söyledi.

Akaryakıt ve kira gelirleri tarafındaki vergi takibinde son dönemde etkili adımlar atan Maliye Bakanı Şimşek, yeni uygulamayla lüks otomobil satışlarında herhangi bir vergi kayıp ve kaçağı olup olmadığının araştırılmaya başlandığını bildirdi.

Sektör temsilcileri ilgili dönemde lüks modellerin resmi distrübitörleri haricinde galericiler tarafından bu yolla yaklaşık 40 bin otomobilin Türkiye’ye getirildiğini belirtiyor.

Beyana bakılacak
Şimşek, Organize Vergi Kaçakçılığı ile Mücadele Başkanlığı’nca yürütülen çalışmalar çerçevesinde, Türkiye’ye ithal edilen farklı sayıda marka ve modeldeki aracın ÖTV beyannamelerinin, vergi müfettişleri tarafından ön incelemeye tabi tutulduğunu ifade etti.

Şimşek, bu kapsamda mükelleflerin vermiş olduğu ÖTV beyannamelerindeki bilgilerin, Maliye Bakanlığı veri ambarından çekilerek, burada yer alan araç bedelleri ile bu araçların piyasadaki baz değerlerinin çapraz kontrolünün yapıldığını kaydetti.

Maliye Bakanı Şimşek, yapılan kontroller sonucunda, bazı mükelleflerin ÖTV beyannamelerinde yer alan rakamlar ile araçların baz değerleri arasında önemli farklılıklar olduğunun anlaşıldığını söyledi.

3 ek vergi kaleminden 450 milyon TL geliyor
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yolcu beraberinde getirilen cep telefonlardan alınacak olan 100 TL’lik harcın yıllık getirisinin 100 milyon TL’yi açıkladı. Şimşek, yüksek gelir grupları için 3.300 TL’lik kira istisnasının kaldırılması uygulamasının yıllık getirisinin ise 200 milyon TL olacağını bildirdi. Burada yıllık kazancı 88 bin TL’yi aşanlar esas alınacak.

Maliye Bakanı Şimşek ayrıca yapıldığı bölgenin arsa vergi değeri veya konutun değerine göre KDV oranı farklılaştırmanın yıllık getirisinin de 150 milyon TL olarak hesaplandığını ifade etti.

Öte yandan Bakan Şimşek, yeni teşvik sisteminin yıllık tahmini maliyetinin ise 2 milyar TL olharak hesaplandığını anlattı. Cep telefonu tarafında makineden makineye iletişimde sim kartlarda giriş vergisinin kalkmasının getireceği yükün ise 240 milyon TL olduğu bilgisini verdi.

‘Kendilerine satmışlar’
Motorlu araç ticareti ile uğraşan bazı mükelleflerin organize biçimde hareket ederek, lüks araçları ekonomi sınıfındaki araçlara yakın fiyatlardan satılmış gibi gösterdikleri ve vergi kaybına neden oldukları görüldüğüne dikkati çeken Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Öte yandan lüks araç ticareti ile uğraşan bazı mükelleflerin, gerçeğe aykırı biçimde lüks sınıftaki araç satışlarını kendilerine yapılmış gibi gösterdikleri, daha sonra da bu araçları piyasaya sattıkları anlaşıldı. Vergi Denetim Kurulu tarafından yapılan bu çalışmalar sonucunda, gerçeğe aykırı lüks araç satışları ile ortaya çıkan vergi kaybı önlenmeye çalışılacak ve konu daha detaylı bir biçimde incelemeye tabi tutulacak” dedi.

Lükste 85 bin euro’luk vergi 33 bin euro’ya nasıl indiriliyor?
STANDART UYGULAMA

- Yurtdışından 3.0 litre motor hacimli lüks bir otomobil geliyor. Fiyatı 50 bin euro.
- Gümrükten geçirilen bir araç için yüzde 18 KDV (9 bin euro) ödeniyor. Böylece 59 bin euro’luk fiyattan satış için hazır hale geliyor.
- Galerici aracı sattığında bu rakama yüzde 130 ÖTV (76 bin euro) ile kendi kârını (Yaklaşık 6.000 euro) ekliyor.
- Böylece son fiyat 141 bin euro’ya geliyor.

VERGİSİ NASIL DÜŞÜRÜLÜYOR?
- Yurtdışından tam donanımlı olarak 50 bin euro’ya alınan aracın gümrükte ekstra donanımları gizleniyor. Böylece ilk etapta giriş fiyatı 40 bin euro’ya iniyor.
- Bunun üzerinden yüzde 18 KDV (7 bin euro) ile 47 bin euro aracın ithalatı yapılıyor. Böylece 12 bin euro eksik KDV ödenmiş oluyor.
- Daha sonra otomobil, ÖTV tahsilatlarının çok fazla yapılmadığı illerde farklı kişilere satılmış gibi gösteriliyor ve gerçek değerinin yüzde 10 kadar aşağısına iniliyor. Bu işlemi birkaç kez tekrarlayan satıcı 47 bin euro’ya ithal ettiği otomobilin fatura bedelini 20 bin euro’ya kadar indiriyor.
- Yüzde 130 ÖTV’yi bu bedel üzerinden hesaplayan satıcı Maliye’ye 26 bin euro ÖTV ödüyor.
- Böylece yasal yollarla yapıldığında 76 bin euro ÖTV ödemesi gereken satıcı buradan da 40 bin euro haksız kazanç sağlamış oluyor.
- Otomobil yaklaşık 120 bin euro seviyesinden satılıyor. Bu işlem de galerici ile birlikte alıcı da kendisine iyi bir indirim sağlıyor. (Gazetevatan)

Alaton : 'Yerli otomobil projesi çöpe atılmalı'

Alarko Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı İshak Alaton, Bloomberg HT Ekoforum Programı'nın konuğu oldu.

Alaton yerli otomobil projesi için çarpıcı açıklamalarda bulundu, ”Türkiye, 'yerli otomobil' yapma projesini hemen çöpe atmalı; yanlış bir yatırım...” dedi.

“TÜRKİYE, “YERLİ OTOMOBİL YAPMA RÜYASI”NI BİR KENARA BIRAKSIN; HATTA ÇÖP KUTUSUNA ATSIN”
Türkiye daha iyi bir yerli oto yapma rüyasını bir kenara bıraksın hatta çöp kutusuna atsın diyorum. Çünkü, bu çok yanlış bir yatırım olur. Birkaç milyar doları heba etmiş oluruz . Aman ne olur, türkiye yeni bir yerli otomobil aşkına kurban gitmesin. Hatta otomobil endüstrisindeki dostlarıma da söylüyorum şunu görmeleri lazım: Otomobil üretiminde artık türkiye en üst noktayı buldu bundan sonrası güçlüklerle dolu sıkıntılarla dolu bir zaman yaşayacağız ve zaman içinde de otomobil üretiminde bizim dünyadaki ağırlığımız gittikçe mecburen azalacak. Bunu görmemiz lazım. Bizim Çin'le rekabet etmemiz mümkün değil. Otomobilde mümkün değil... Ama başka sahalarda ki, asıl oralara gücümüzü teksif etmeliyiz. 2023'te 500 milyar Dolar hedefine yürürken, “hangi hataları yapmayalım, hangi hatalı yatırımları yapmayalım” diye düşününce, bunların en başında yerli otomobil geliyor. Ben diyorum ki, aman dikkatli olalım; buraya gereksiz yere para aktarmayalım

“2023'TE 500 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT HEDEFİ İÇİN 'TERSİNE BEYİN GÖÇÜ'NÜ TEŞVİK ETMELİYİZ”
Türkiye hiçbir zaman Almanya veya otomotivde ileri seviyedeki bir ülkenin otomobil üretimindeki markalaşma seviyesine gelemeyecek veya o kadar zamanı yok. Demek ki, hem markalaşma, hem de üretim maliyetleri bakımından handikaplarımız var. Bu ikisini bir araya getirdiğimiz zaman ben 2023'teki 500 milyar dolarlık ihracat limanlarına ancak yüksek teknolojiye dayalı üretim dallarının gelişmesiyle ulaşabileceğimize inanıyorum. Yüksek kalitede ve dünyanın ihtiyacı olan dünyanın gittikçe yükselen ihtiyacına cevap verecek “tersine beyin göçü”nü de içerecek büyük bir projenin gelişmesine bağlı.çünkü yurt dışında bugün uzun yıllardan beri türk asıllı ilim ve bilim adamlarının hemen hepsinin gönlünde yatan bir aslan var; o da, er veya geç bir gün türkiye'ye dönmek. Biz Alvimedica olarak buna dair bir adımı Çatalca'da attık; teknopark projemizi hayata geçiriyoruz.

“2050 YILINDA EN HIZLI BÜYÜYECEK SEKTÖR, SAĞLIK SEKTÖRÜ OLACAK”
2050 yılında 100 yaşına gelmiş insanların dünya nüfusundaki nispeti %20 yi bulacak. Yani insanlar çoğalacak insanların ömür beklentisi çok uzayacak ve bunun yanında, gelir düzeyi yükselen insanlar yaşlılıkları için kenara para koyacaklar ve bu parayı da sağlıkları için harcayacaklar. 2050 yılında, bugüne göre; gıda üretimi artışı % 45-50, enerji üretimi artışı % 90 – 100 olurken, en yüksek yatırım ihtiyacı sağlık sektöründe olacak. Sağlık sektöründeki üretim artışı % 1800 düzeyine çıkacak. Sağlık yatırımlarının çok geniş bir spekturumu var: Hem önleyici ki, bunun içine tatil köyleri bile giryor; hem de küratif yani tedavi edici ki, orada da şöyle bir beklentim var: Bugün tedavi yöntemlerinin sadece 10'da 1'ini biliyoruz; kalan 10'da 9'u henüz bilmiyoruz. Bu 10'da 9'un içinde diyabet var, kanser var, alzeimher vs. Bu konuda yurtdışında çalışan pekçok türk bilimadamı birçok araştırma yapıp patent alıyorl. 2050 yılına kendini hazırlayan gençlere vermek istediğim mesaj özellikle şudur:Sağlıkla ilgili yatırımlar ki, bugün 1 dolar yatırılırken 2050 yılında bu alana 18 dolar yatırılacak. Gelecek burada...

“GELECEK GÜNEŞ ENERJİSİNDE, GÜNEŞ ENERJİSİNE ÖNEM VERELİM”
Benim şahsen en çok ilgi duyduğum enerji güneş enerjisi; neden? Çünkü, türkiye coğrafi bakımdan fevkalade avantajlı bir noktada bulunuyor. Hem Afrika kadar sıcak değil, hem de Avrupa gibi bulutlu bir iklime sahip değil... Yani, güneş enerjisi bakımından çok ideal bir noktadayız. Türkiyenin bazı yöreleri senede 310 ila 320 günü güneşli geçiyor. Ben güneş enerjisinin çok hızlı bir şekilde gelişeceğine inanıyorum. Bunun için de, Enerji Bakanlığı'nın geç kalmadan -çünkü bugüne kadar geç kalındı- güneş enerjisi yatırımları için bazı teşvik tedbirlerini ortaya koyması gerek. Almanya türkiyeye göre güneş enerjisi bakımından dezavantajlı durumda ama Almanya'nın bütün enerji üretiminin % 21'i güneşten alınmaktadır. Türkiye'de bu oran binde 2-3 seviyesindedir. Almanya gibi güneş bakımından şanssız bir ülke bile bu kadar yatırım yapmışken, Türkiye'nin bu konuda hiç yatırım yapmamış olmasını çok büyük bir çelişki olarak görüyorum. Büyük bir hızla aradaki boşluğu kapatmamız lazım. Güneşe önem verelim.


“TÜSİAD, YA DEMOKRASİDEN YANA OLMALI YA CEBERRUT DEVLETTEN YANA; TÜSİAD'IN BUGÜNKÜ GİDİŞATI UTANÇ VERİCİ”

TÜSİAD'ın mutlaka ve muhakkak bir zihin değişikliğine ihtiyacı var. TÜSİAD, kendi içinde bir devrim yaşamalı ve “Dinozorlar”ı yuvalarına geri gönderneli; Genç dinozorlar dahil olmak üzere... Çünkü, dinozorluk yaş ile olmuyor; zihinsel dinozorluk var, 30 yaşında dinozorlar var mesela TÜSİAD'ın içinde. Ben diyorum ki, dinozorluğu bir kenara koyalım ve yeni haritamızı TUSKON, MÜSİAD ve diğer yörelerdeki yerel Anadolu Kaplanlarından feyz alarak yenileyelim. Enerji alarak modernleşelim gelişelim yepyeni bir TÜSİAD ortaya koyalım diyorum. TÜSİAD'ın değişimi MÜSİAD ve TUSKON benzeri bir gençleşme ve yeniden enerji ortaya koyarak mümkün olabilir. Bunun için, insan odaklı ceberrut devleti reddeden, despot yönetimi onaylamayan bir TÜSİAD görmek istiyorum, çünkü; şimdiye kadar bunu gördüm TÜSİAD içinde. TÜSİAD'daki benim eleştirdiğim en önemli olay şu olmuştur: TÜSİAD'ın içinde yıllar yılı demokrasiye inanmamış bir yönetim nüvesi ya da kısmı var, yani demokrasiyi önemsiz gören bir zihniyet oluşmuştur yıllar yılı TÜSİAD içinde. “Bu ithamı nasıl yapıyorsunuz İshak Bey” diye sorarsanız, hemen söyleyeyim: 1997'de bir rapor ortaya koyduk ve raporun başlığı “ Demokratikleşme Persfektifleri” idi. Prof. Bülent Tanör hazırlamıştı. Bu raporu yerden yere vurdular ve “genel kurul”da TÜSİAD'da beni rezil ettiler. “Böyle bir raporu tasvip etmiyoruz” dediler, “biz demokratikleşmek istemiyoruz” dediler. Bunu mikrofondan söylediler, böylece Ankara'ya selam yolladılar. En önemli ve utanç verici olay ise şu oldu: Bu rapor yüzünden o gününün TÜSİAD yönetim kurulu'nu ibra etmediler, ibra edilmemiş tek yönetim kurulu o yıl yaşandı, bu rapordan dolayı... Hadi bırakın bunu, bir yana koyun; unuttuğumu kabul edeyim, 1997'den bu yana aradan uzun zaman geçti, daha geçen sene yine yeni Anayasa hazırlıkları için bir referandum hazırlığı vardı. TÜSİAD, referandum için bir hazırlık yaptı ve Prof. Ergun Özbudun ve Turgut Tarhanlı gibi isimlerin imza koyduğu bir Anayasa Taslağı hazırlandı. Genel Kurul'da bu taslak ortaya konulduktan sonra söz istendiğinde Cem Boyner mikrofona geldi ve “bu raporun arkasında duracak mısınız” diye sordu eşinin gözlerinin içine bakarak... Çünkü eşi de TÜSİAD'ın yönetim kurulu başkanı Ümit Boyner. Ve bir sessizlik oldu... Ben de gidip Cem Boyner'i iki yanağından öptüm, herkes bunu gördü kameralar bunu çekti. Aradan 3 gün geçti pazar günü bir deklarasyon yayımlandı ve Ümit Boyner de bunu imzalamaya mecbur edildi ve rapor inkar edildi. “Bu rapor TÜSİAD'ın raporu değildir; yalnız hazırlayan Profesörlerin eseridir, bizi ırgalamaz” dediler. Utanç verici! Ikinci bir defa ben yıkıldım ve şimdi artık ben diyorum ki, artık yeter! Ya demokrasiden yanasınız ya da ceberrut devletin devamı olmaya çabalıyorsunuz. Ben utanç verici buluyorum yeter artık!

“4+4+4'E İHTİYACIMIZ VAR; OLUMLU NETİCELER VERECEKTİR”
4+4+4: Evet buna ihtiyacımız var ve bu kanun çok olumlu neticeler verecektir kısa zamanda. İkincisi, ben buna zaten hazırdım; çünkü, bunun bu şekilde değişeceğini zaten hissediyordum. Çatalca'da Alvimedica'nın yanındaki belediyenin hibe ettiği bir arziye ben kendi imkanlarımla bir meslek lisesi ki, Türkiye'nin ilk biyoteknoloji meslek lisesi'ni inşa ediyorum ve bunu Milli Eğitim Bakanlığı'na devrediyorum. Ben, bu liselerin özellikle Almanya'daki gibi çoğalmasının Türkiye'nin endüstrisine çok önmeli bir katkıda bulunacağına inanıyorum. Bunun da yolu bu yeni geçen kanundur bence.
(Haber Türk)

Otomatik vitesli araçlar için özel ehliyet

Otomatik vitese özel ehliyet geliyor. Teklife göre, Trafik Kanunu'nun 38'inci maddesinde değişiklik yapılacak. B sınıfı yanında artık bir de B1 sınıfı sürücü belgesi olacak. B1 sürücü belgesine sahip kişiler otomatik vites otomobil, minibüs ve kamyonet kullanabilecekler.

Otomatik vitese özel ehliyet geliyor. Yasa teklifini AK Parti hazırlayıp, Meclis Başkanlığı'na sundu.

Teklif, Trafik Kanunu'nda değişiklik içeriyor.

Teklife göre, Trafik Kanunu'nun 38'inci maddesinde değişiklik yapılacak. B sınıfı yanında artık bir de B1 sınıfı sürücü belgesi olacak.

B1 sürücü belgesine sahip kişiler otomatik vites otomobil, minibüs ve kamyonet kullanabilecekler; ama düz vites araç kullanamayacaklar. Düz vites kullanabilmek için yine B sınıfı ehliyet gerekecek.

Teklifin gerekçesinde hem kadın hem de yaşlı sürücülerin düz vites araçlarla eğitim görmelerinin zaman zaman sıkıntı yarattığı belirtildi.

Aynı zamanda hayatı boyunca otomatik vites kullanacak bir kişinin düz viteste eğitim almasının mantık açısından da doğru olmadığı vurgulandı. Bu nedenle sadece otomatik vites kullanacaklara özel bir ehliyetin verilebileceği tespiti yapıldı.

Teklifin ikinci maddesinde ise sürücü belgesinin sadece ilköğretim ya da ortaokul mezunu olanlara verilmesi şartına bir istisna getiriliyor.

İlk öğretimin kesintisiz 8 yıl olmasından önce yani 18 Ağustos 1997 öncesinde ilkokul diploması alanlara da ehliyet alabilme hakkı tanınıyor. (cnnturk)

İkinci el otomobil alıcıları dikkat!

MASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Şimşek, ikinci el otomobil alacak tüketicilere, araçlarını mutlaka dernek üyesi ve federasyon yetki belgeli galerilerden almalarını önerdi.

Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu (MASFED) Ekrem Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, otomotiv sektöründe, son yıllarda önemli başarılar sağlandığını ve hem ülkenin ekonomik canlanmasına önemli katkılarda bulunulduğunu hem de uluslararası alanda önemli bir rekabet gücüne ulaşıldığını ifade etti.

Türkiye'de ikinci el otomobil alıp satan ikinci el motorlu araç satıcılarının şimdiye kadar herhangi bir meslek örgütü bulunmadığını hatırlatan Şimşek, bu mesleği münferit olarak yapanların yanlış uygulamaları nedeniyle müşterilerinin gözünde mesleğin önemli bir saygınlık kaybına uğradığını ifade etti.

Bu nedenle Türkiye genelindeki ikinci el motorlu araç satıcılarının her ilde dernek kurarak örgütlenmesini önerdiklerini kaydeden Şimşek, illerde bulunan ikinci el motorlu araç satıcılarının da bu örgütlenmeyi kısa sürede gerçekleştirdiğini ifade etti.

Mayıs 2010 öncesi yılda ortalama 2 milyon 350 bin ikinci el araç satışı gerçekleştirilirken, bu rakamın 2011 yılı sonu itibarıyla 5 milyona ulaştığını belirten Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2 ikinci el araç satışı sayısının 2010 yılına göre yaklaşık 1 milyon artış kaydettiğini vurguladı.

''ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARIMIZ İSABETLİ OLDU"
İkinci el araç satışları ile ilgili yaptıkları örgütlenme çalışmalarının her bakımdan isabetli olduğunu ifade eden Şimşek, ''Bu çalışmalarımız ilgili merciler tarafından desteklenmeli ve sektörün ihtiyacı olan gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Uzun süren çalışmalarımız sonucunda dernek çalışmalarını tamamlayan 16 ilimizdeki derneklerin katılımıyla Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu'nu kurduk. Bu kurumlaşma çalışmalarımız sonucunda ikinci el otomobil ticaretinde tüketiciler beğendikleri araçları güvenle alabilecekler, ikinci el motorlu araç satıcıları da çalıntı, hasarlı, ağır hasarlı ve kullanım hataları bulunan araçları alan, satan ve ortadan kaybolan insanlar olma algısından da kurtulacaklardır'' diye konuştu.

Şimşek, bu uygulamalar sonucunda tüketiciler ve satıcıların alınan kararlara ve yasal düzenlemelere uygun alış veriş yapacaklarını ve hiç kimsenin bu uygulamalardan zarar görmeyeceğini belirterek, şunları kaydetti:

''İkinci el motorlu Araç Satıcıları, sattıkları araçlarda satış sözleşmelerine uymayan hasarlar belirlenirse araçlarını geri alacaklardır. Meslek mensuplarımızın ve tüketicilerin korunması için gerekli tüm çalışmalar Federasyonumuzca yapılmakta ve yapılmaya devam edilecektir. Bu nedenle, ikinci el otomobil alacak tüketicilere, araçlarını mutlaka dernek üyesi ve federasyon yetki belgeli galerilerden almalarını öneriyoruz.'' (aa)

Galeri dışında 10 araç satana 50 bin lira ceza

Maliye, herhangi bir vergiye tabi olmadan bir yılda üçten fazla araç satışı yapanları yakın takibe aldı. Denetim birimleri, 10 araç alıp satan bir kişiye 50 bin liralık vergi çıkardı. Yetkililer ayrıca, ticaret yasağına rağmen araç alım satımı yapan devlet memurlarını tespit edip bağlı bulunduğu kuruluşa bildiriyor.

Bir yıl içerisinde üçten fazla ikinci el araç alıp satan komisyonculara Maliye'nin çıkardığı fatura ağır oldu. Herhangi bir vergiye tabi olmadan ikinci el araç alım satımı yapanlara geriye yönelik mükellefiyet tesis ettirilince elde edilen kârdan daha fazla vergi çıktı. Gelir İdaresi Başkanlığı'na bağlı denetim birimleri, 10 araç alıp satan bir kişiye 50 bin liralık toplam vergi çıkardı. Komisyoncudan 50 bin liralık gelirin vergisi istenecek. Edinilen bilgilere göre uzlaşma komisyonlarında cezalar silineceği için 10 araç alıp satanın cebinden ortalama 4-5 bin lira civarında bir para çıkacak.

İlk satışını 2006 yılında yapan bir komisyoncu, beş yıllık vergi mükellefi sayılacak. İkinci el araç alım satımını ek iş olarak yapan memuru ise büyük bir risk bekliyor. Komisyoncunun devlet personeli olup olmadığına bakılmadan ticarî mükellefiyet tesis eden Maliye Bakanlığı'na bağlı inceleme elemanları alım satımını yapan kişinin memur olduğunu tespit etmesi halinde bağlı bulunduğu kamu kuruluşuna bildirecek. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda memurun hiçbir ticarî faaliyette bulunamayacağı hükmünün yer aldığına dikkat çeken üst düzey bir Maliye yetkilisi, "İncelemeyi yapan kişi, komisyonculuk yapanın devlet memuru olduğunu öğrenirse disiplin amirine bildirmekle yükümlü. Bu tespitin yapılmasının ardından soruşturma açılır. Disiplin amiri, gerekli olan işlemi yapar. Eğer bizim bakanlığımızda çalışan bir memuru tespit edersek ben soruşturma açarım." dedi.


Türkiye'de ikinci el araç alım satımının dört milyona dayanmasının ardından Maliye, vergi gelirlerini artırmak amacıyla komisyoncuların kapısını çalmaya başladı. Bir yıl içerisinde üçten fazla araç alıp satan komisyoncular, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın radarına takılıyor. 2011 yılı içinde takipteki 1 milyon 686 bin mükelleften 623 binine mektup gönderilerek vergi dairesine çağrıldı. Edinilen bilgilere göre bir yıl içerisinde 12-13 araba satan eski bir milletvekili dahi bulunuyor. Türkiye genelinde 40 bini kayıtlı, 60 bin civarında ise kayıt dışı olmak üzere yaklaşık 100 bin civarında galerici bulunuyor. 2011'de 3 milyon 700 bin ikinci el araç noterler aracılığı ile el değiştirdi. Bunun 1 milyon adedi galericiler tarafından yapıldı. Geriye kalan alım satımlar ise komisyoncular tarafından gerçekleştirildi.

Gelir İdaresi'nin banka, noter ve emniyet kanalıyla elde ettiği bilgiler ışığında yılda birden fazla araç alıp satan komisyonculara yönelik vergi incelemesi başlatması, bu işi yapan yaklaşık 50 binin üzerinde kişiyi de harekete geçirdi. Beş yıl önce satılan üç dört araba için vergi mükellefi yapılanlar olduğuna dikkat çeken S.Y. isimli bir ikinci el araç alımı satımı yapan kişi, yedi sekiz araç satışı yapan bir komisyoncuya 50 bin liralık fatura çıkarıldığını kaydetti. Henüz tebligat yapılmayanların endişe içerisinde beklediğini aktaran S.Y., "Bizler vergi vermeyelim demiyoruz ancak bize çıkarılan toplam vergiler çok yüksek. 10 araba alım satımından 10-15 bin lira kazanan bir kişiye bunun iki katı fatura çıkarılmış. Bu verginin ödenmesi mümkün değil. Maliye, geçmişteki cezaları silerse biz düşük bir oranda vergi ödemeye razıyız." değerlendirmesinde bulundu.

Otomotiv üretimindeki gerileme devam ediyor

Avrupa’da giderek artan durgunluk ve iç piyasada da satışların yeterince hareketli olmaması, otomotiv üretiminin bu yılın ilk iki ayında geçen yılın aynı dönemine göre düşüş kaydetmesine yol açtı.

2012’nin ocak-şubat döneminde toplam üretim yüzde 6, otomobil üretimiyse yüzde 14 azaldı. Otomotiv Sanayii Derneği verilerine göre, 2012 yılı Ocak-Şubat döneminde üretim toplamda yüzde 6, otomobildeyse yüzde 14 oranında azalırken, toplam üretim 179 bin, otomobil üretimiyse 88 bin adede geriledi.

Aynı dönemde minibüs üretimi yüzde 35, otobüs yüzde 12, kamyonet yüzde 3 oranında arttı. Ticari araç üretimindeki düşüş ise küçük ve büyük kamyonun yanı sıra midibüste yaşandı. Küçük kamyon üretimi geçen yılın ilk iki ayına göre yüzde 11, büyük kamyon üretimi yüzde 7 azaldı.

Ticari araçlar ve özellikle ÖTV artışına maruz kalan hafif ticari araçlarda, 2011 yılı son aylarında başlayan talep azalmasının giderek büyüdüğü, ihracattaki daralmanın da etkisiyle bu yılın ilk iki ayında üretimin olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Nitekim ocak-şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam otomotiv sanayi ihracatı yüzde 8 azaldı. 2012’nin ilk iki ayında toplam ihracat 125 bin adet oldu.

İç pazar satışları, ocak-şubat döneminde 2011’in aynı dönemine göre yüzde 32 azalarak 75 bin adet civarında gerçekleşmişti. (Milliyet)
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Ekonomi THA - All Rights Reserved
Template Modify by Creating Website
Proudly powered by Blogger